Tuğsan Ünlü aracılığıyla

Yazara mail göndermek için tıklayın!

Bir Oyun: Karıncalar – Bir Savaş Vardı (İBB Şehir Tiyatroları)
2017’nin ilk aylarından bu yana İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sahnelerinde temsillerine devam ediyor Karıncalar – Bir Savaş Vardı oyunu.

Boris Vian’ın Karıncalar[1] isimli öyküsü ve John Steinbeck’in Bir Savaş Vardı[2]isimli kitabında yer alan metinlerden hareketle Gökhan Aktemur tarafından tiyatro sahnesine uyarlanan oyun, Ergun Üğlü rejisiyle sahneleniyor. Oyunun tek kişilik oyuncu kadrosunda ise Mert Turak var.

İçerisinde bulunduğu sıcak savaş ortamı ile kendi mevcudiyeti arasında illiyet bağı kuramayan ve sonucunda çözümü firar etmekte bulan bir askerin hikâyesini konu ediniyor oyun. Özgürlüğü olarak addettiği sevgilisine bir an önce ulaşmak için yol üzerindeki tüm badire ihtimallerini göze alan asker, düşman topraklarında bastığı bir mayınla henüz kazandığı özgürlüğünü hiç beklemediği bir anda tekrar yitiriyor. Savaşın arafında sıkışıp kalıyor. Ne ayağını mayından kaldıracak cesareti ne de daha fazla dayanacak gücü kendinde bulabiliyor. O andan sonrası, bir muhakemeye ve savaşı anlamlandırma çabasına dönüşüyor.

“Artık ne şaka, ne oyun, ne müzik. Sürekli sessizlik. Savaştaki en korkunç anı yaşıyoruz sanırım. Sessizlik.”

Askerin tuttuğu günlükler oyunun çatısını oluşturuyor. İzleyici bu günlükler sayesinde savaşın sebep olduğu karanlık atmosferden askerin sivil hayatına ve sevgilisine duyduğu özleme kadar birçok konuda fikir sahibi oluyor. Hikâyeye birinci ağızdan tanık olmak, sahnedeki askerle koltuğundaki izleyici arasındaki mesafeyi asgariye indirirken müziğin ve ışığın etkin kullanımı izleyicinin savaş atmosferini yoğun olarak yaşamasına olanak sağlıyor. Eylül Gürcan’ın yaptığı sahne tasarımı ve 75 dakika boyunca sahnenin tüm alanlarını ciddi bir fiziksel efor harcayarak kullanan Mert Turak’ın performansı da buna hizmet eder nitelikte.

Bir Okuma Önerisi: Mızraklar, Mızraklar Tüfekler, Tüfekler - Jose Saramago[3]
Oyundaki askerin sorguladığı illiyetin bir benzeri olarak, Jose Saramago da ömrünün son senelerinde silah sanayinde neden hiç grev yapılmadığını düşünmeye başlıyor. Dışarıdan bakıldığında yüzyıllardır bir saat gibi işlediği sanılan silah sanayinin içerisinde yaşanılanlara ve durmaksızın süren bu üretimin, yine yüzyıllardır süren savaşlarla ilintisine işaret etmek için başlıyor Mızraklar, Mızraklar Tüfekler Tüfekler romanını yazmaya.

Saramago’nun, kurgusunun başkarakterleri olarak seçtiği Artur ve Felicia çifti, düşünsel olarak birbirlerine taban tabana zıt karakterler. Öyle ki silahlara büyük bir ilgisi olan Artur, silah üretimi yapan bir fabrikada çalışırken Felicia, ailesinin kendisine verdiği ismi bir silahı temsil ettiği için değiştirecek kadar pasifist dünya görüşüne haiz bir kadın. Saramago, bu iki karakterin zıtlığından kurduğu metinde Artur’un çalıştığı silah fabrikasında yapılmış olabilecek sessiz bir grevin, müstesna bir eylemin izini sürüyor. Romanının izleğini İspanya İç Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir olaya dayandırarak örüyor. Savaş sırasında atılan bombalardan birisi patlamıyor ve içerisinden “Bu bomba patlamayacak.” yazılı bir not çıkıyor. Bunun üstüne Saramago, benzeri eylemlerin sanılandan daha fazla kereler yaşanmış olabileceğine ihtimal vererek sıcak savaş döneminde silah fabrikalarında işlerin nasıl yürüdüğüne dair bir fikir teatisine girişiyor okuyucusuyla.

“Yüreği ağzına gelen Artur Paz Semedo, bütün dikkatini vererek kâğıdı açtı ve elyazmasının daha ilk kelimelerine bakınca haksız olmadığını anladı.”

Bir Varsayım: Savaşın Saçmalığını Anlamlandırma Çabası Mızraklar, Mızraklar Tüfekler Tüfekler’de Artur karakterinin insanlar ve silahlar arasında gözettiği
hiyerarşiden yola çıkarak hafif silahlar bölümünden ağır silahlar bölümüne terfi etmek için duyduğu yoğun isteği yorumlayabilmek mümkün. Keza dünyaya bu kadar farklı zaviyelerden bakan Artur ve Felicia çiftinin çalkantılı birliktelikleri hakkında sözler söylemek de. Fakat romanını tamamlayamadan hayatını kaybeden Saramago, metninde kişilerin öznel serüvenlerini birer aracı olarak kullanarak kafasını kurcalayan o soruyu okuyucusuna yöneltiyor: “Silah sanayinde neden hiç grev olmaz?”. Bir nevi bayrak devir teslimi yapıyor sorusunun yanıtını bulmak için. Tıpkı Karıncalar – Bir Savaş Vardı oyunundaki asker gibi, savaşın saçmalığı içerisinde tutarlı bir anlam aramaya çalışıyor. Süregelen bu düzenin tekerine bir çomak sokmaya niyetlenmişlerin hayatlarına yakından bakıyor. Bu açıdan Saramago’nun metni bir kurgu çerçevesinde tamamlanmamış bir roman olarak gözükse de katiyen
peşinden gittiği meraktan azade değil. Yazımının üzerinden on sene gibi bir zaman geçtikten sonra İstanbul’da oynanan bir tiyatro oyununun derdiyle hemhâl olabilecek gerçeklikte.

[1] Vian, Boris. Karıncalar. Çev., Candan Keten. İstanbul: Sel Yayıncılık, 2017.
[2] Steinback, John. Bir Savaş Vardı. Çev., Elif Ersavcı. İstanbul: Sel Yayıncılık, 2015.
[3] Saramago, Jose. Mızraklar, Mızraklar Tüfekler, Tüfekler. Çev., Işık Ergüden. İstanbul: Kırmızı  Kedi Yayınları, 2018.