“Kral Olmasan da krallar yetiştireceksin!
Selam ikinize de Macbeth ve Banquo” (Macbeth Sf. 10)

Macbeth’in yazgısı, büyük bir zaferden dönerken kırda karşılaştığı 3 cadı ile karşılaştığında belirlenecekti. Ya erdemli ve onurlu bir insan gibi hareket edecek, sadakat yemini ettiği kralına ve ülkesine hizmete devam edecekti ya da makam, mevki uğruna bir gözü dönmüş katile dönüşecekti. Macbeth’in yazgısı bir seçimle belirlenecekti. O seçimi hür iradesi ile yapacak, yaşadığı her olay buna bağlı olacaktı.

Macbeth, Kral Duncan’ı öldürene kadar çok sayıda iç çatışma yaşasa da ne istediğini, cadılardan kehaneti duyduğu ilk anda biliyordu aslında. Aklına düşen bu krallık fikri hoşuna gitmiş, eli şimdiden ileride bulaşacak olan kandan kaşınmaya başlamıştı. Belki o an duydukları yıllardır içinde saklı olan karanlık duyguları açığa çıkarmıştı. Belki de gelecek hakkındaki kehanetleri duymak onu heyecanlandırmıştı. Bunu bilemeyiz. Bildiğimiz tek şey, bu uğurdaki cinayet fikri daha ilk o andan girmişti aklına.

O gün, Macbeth’in kulağına kral olacağına dair kehanet fısıldandığında Macbeth’in tek düşünebildiği şey buydu. Oysa kehanette, ileride çok yakını olan Banquo’yu öldürmeye itecek bir ayrıntı daha vardı ve Macbeth o gün üzerinde durmasa da Banquo’ya şöyle diyordu:

“Senin çocuklar kral olacak desene?..

Bana Cawdor beyi olacağımı söyleyenler

Kral Babası olacaksın demediler mi sana?” (Macbeth Sf. 13)

Duyduğu kehanet beynine bir kıymık gibi saplanan Macbeth, kehanetin ilk aşamalarının gerçekleştiğini görünce kendinden geçmişti. Aslında o ta ilk andan itibaren biliyordu ne olmak istediğini ve ta o ilk anda aklına düşmüştü kralı öldürmek fikri. Biraz iç çatışma, bolca Lady Macbeth yardımı ile Macbeth, Kral Duncan’ı öldürürken suçu korumaların üstüne atıyor, suçun üzerlerine kalmasına korkup kaçan kralların oğulları ise Macbeth’lerin planına adeta yağ sürüyordu. Kral Duncan’ı öldürene kadar ciddi bir iç çatışma yaşayan, insanlığını sorgulayan Macbeth, katil olduktan sonra ise daha soğukkanlı bir hale geliyor ve kral olmanın yeterli olmadığını biliyordu.

“İş Kral olmakta değil, kral olup sağ kalmakta.” (Macbeth Sf. 47)

Diyen Macbeth, tuttuğu kiralık katillerini kehanette kral babası olacağı söyleyen arkadaşı Banquo ve onun oğlu Fulence üzerine gönderiyordu. Çünkü ona göre kral kalmasının önündeki tek engel Banquo ve onun soyuydu. Onlar ölürse kehanet gerçekleşmeyecek, Macbeth hep kral olarak kalabilecekti. Kiralık katiller hiçbir şeyden habersiz Banquo ve oğluna pusu kurup Banquo’yu 20 bıçak darbesiyle acımasızca öldürürken Banquo son nefesinde şu sözleri söylüyordu.

“Ah, kalleşler! Kaç Fleance’ım kaç! Kaç! Kaç!

Kaç da öcümü al! Ah alçak!” (Macbeth Sf. 54)

Babasının bu son sözlerinden sonra kaçan Fleance’in öldürülemediği haberi Macbeth’e verilse de oyun boyunca Fleance’le ilgili başka bir bilgi Shakespeare tarafından bizlere verilmiyor. Peki kimdi Fleance? Neden önemliydi? Neden dönmedi ya da yazgısı bizlere verilmedi?

Shakespeare oyunlarının büyük kısmının gerçek tarihi olaylardan esinlenip, karakterleri ve olayları değiştirerek dramatize edildiği bilinen bir gerçek. Macbeth oyunu da gerçek İskoç tarihindeki bir hikâyeden alınma olsa da karakterlerin yapısı ve olayların gerçekleşme biçimi gerçeklikten farklılıklar taşıyor. Aksi iddialar olmakla birlikte Banquo karakteri gerçekten tarihte yer almış bir kişi olduğu, ancak oyundaki karakterinin aksine kralın öldürülmesi konusunda Macbeth’e yardım ettiği kabul ediliyor. Banquo’nun oğlu Fleance’ın ise tamamen bir kurmaca karakter olduğu konusunda neredeyse tereddüt yok. Bu noktadan itibaren gerçek tarih tartışmalarını bırakarak sadece oyun metni üzerinden Fleance karakterinin önemine dair birkaç söz söylemek gerekiyor.

Fleance karakterini oyun boyunca fazla tanımıyoruz. Bu karakterin kişiliği hakkında pek bir şey söylemek mümkün değil. Bu karakteri önemli kılan kehanette kendine yer bulmuş olmasından fazlası da değil aslında. Ancak karakterin babasının öldürüldüğü suikasttan sonra kaybolması ve oyunda bir daha ortaya çıkmaması onu çok enteresan bir noktaya götürüyor, nitekim izleyicide bir kurtarıcı olarak dönmesi beklenen ve intikam almasına kesin gözle bakılan, tüm söylenenlerin doğru çıktığı kehanetin önemli bir parçasını oluşturan kişi bir anda ortadan kayboluyor ve geri gelmiyor.

Bu konuyla ilgili yapılan çeşitli çalışmalarda 3 argüman ağırlık kazanıyor. İlk görüş oyun metninin eksik olabileceği yönündeki görüş. İkinci görüş dönemin gerçek İskoçya kralının soyunun her zaman kral olarak devam edeceği mesajını vermek için oyun sonunun ucu açık bırakıldığı görüşü. Üçüncü görüş bunun dramatik bir tercih olarak oyun sonunda düğümlerin çözülmediği, aksine daha fazla çatışmanın ve savaşın yaşanacağının izleyiciye aktarıldığı görüş.

Shakespeare bugün kalkıp “ben bu yüzden böyle yazdım” demedikçe gerçeği bilmek mümkün olmasa da üzerinde düşünmek iyi bir beyin jimnastiği yaptırıyor kuşkusuz. Yukarıdaki görüşlerden üçüncüsünü baz almak Macbeth’i okurken/izlerken çıkarılacak anlamları daha da derinleştiriyor ve sorulacak çok sayıda soru ortaya çıkarıyor. Nitekim Macbeth hikayesi artık İskoçya’da yaşanan bir hikâyeden ötesi. Evrensel bir konuyu, bugün bile hala gördüğümüz kişisel hırsları büyük bir başarıyla anlatıyor. Bu noktada bizim odaklanmamız gereken karakterler midir yoksa onların temsil ettikleri midir?

Macbeth’e bugün baktığımızda makam mevki için elini kirleten biri mi görmeliyiz sadece? Yoksa insanoğlunun en derin, en bastırılmış duygularının, hırs uğruna neler yapabileceğinin kanlı bir örneğini mi? Fleance karakteri bu noktada evrensel bir önem kazanıyor. Çünkü oyun sonunda Macbeth ölse de krallık gerçek varise geçse de tarih boyunca dünyadaki neredeyse her coğrafyada yeni Macbethler yaşamış ve yaşamaya devam edecekler. Bu yeni Macbethleri sadece politik olarak anlamamak gerekiyor. Bugün sokakta, işte gördüğümüz kişisel hırslar uğruna elini kana bulamanın pek çok farklı halini başka şekillerde ama aynı hırs uğruna yapıldığını görüyoruz. Yani yeni Macbethler artık sokaklarda yaşıyor, beyaz yakalı işlerde görev yapıyor. O yüzden de bu karakterin yazgısının her zaman bir kötü son olacağını ona hatırlatan bir Fleance karakterinin varlığı daha da önem kazanıyor.

Oyunda Fleance karakterinin, tüm kehanetler doğru çıkmasına rağmen geri dönmemesi aslında bu yeni Macbethleri bizlere anlatan bir süreç. Oyun sonunda Macbeth devrilip yeni bir kral gelse de bizler kehanetten biliyoruz ki o yeni kral da devrilecek. Yeni bir savaş, yeni bir kıyım yaşanacak. Belki de Fleance karakteri de Macbeth gibi hırs uğruna o tahta oturacak yani yeni bir Macbeth olacak. Belki de halkı, insanları o zulmünden kurtaran kişi olarak gelecek. Bunu bilemeyiz. Tek bildiğimiz ise Shakespeare’in, oyunda replik sayısı bir sayfayı geçmeyecek bir karakterden dahi bizleri 400 küsur yıl sonra nasıl düşündürebildiğidir.

Kaynakça:

William Shakespeare, “Macbeth”. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. 2020