2   +   4   =  

Barış Kırım aracılığıyla

📨 Yazara mail göndermek için tıklayın!

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yeni oyunlarından biri olan Amanvermez Avni’nin konusunu okur okumaz, oyunu izlemeye karar vermiştim. 1900’lü yılların başında geçen bir polisiye hikâye olması hemen ilgimi çekmeye yetmişti zaten. Hele bir de Osmanlı dönemini anlatan, bizim kültürümüze ait bir karakter olan Amanvermez Avni’nin olayları çözme macerası benim açımdan oldukça merak uyandırıcı.

Oyundan bahsetmeye, oyunun afişinden başlasak güzel olur diye düşünüyorum. Başarılı bir şekilde hazırlanmış afişte vadedilen çizgi roman öğeleri oyunun hemen başında büyük bir ustalıkla sergileniyor. Çizgi roman uyarlaması olan filmlerdeki giriş bölümlerini belki hatırlarsınız. Bunun tiyatro sahnesinde de yapılabileceğini görmüş oluyoruz. Zaten oyunun geri kalanında da sahnenin kullanımı çok başarılıydı. Sadece buradaki sahne kullanım sanatını izleyebilmek için bile oyuna gidilebilir. Kabaca bahsetmek gerekirse sahne ortadan ikiye bölünmüş sağ sol olarak ve sol taraf da alt ve üst olarak ikiye bölünmüş. Bir de sahnenin ön tarafı kullanılıyor. Tüm bu bölümler de sabit bir dekora sahip değiller ve sürekli her bölümün dekoru değişiyor. Ana karakterimiz olan Amanvermez Avni’nin çalıştığı ofisi hikâye ilerledikçe sahnenin farklı kısımlarında bile izleyebiliyoruz. Aynı tiyatro sahnesinde birbirinden çok farklı dekorların ve mekânların canlandırılması benim oyuna daha çok bağlanmamı sağladı, bir an bile kopamadım. Polisiye hikâyenin olmazsa olmazı olan kılık değiştirmeler de dönemi iyi yansıtan kostümlerle icra edilince bir çizgi romanın içindeymiş gibi hissettim diyebilirim.

Tabii bir polisiye oyundan en önemli beklentim güzel kurgulanmış bir olay örgüsüdür her zaman. Polisiye roman sürükleyiciliği ve sonunu sürekli merak etme hissiyatı konularında bence oyun biraz eksik kalıyor. Oyunda anlatılan iki hikâye, Ebüssüreyya Sami’nin aynı isimli serisinden alınıp oyunlaştırılmış. Belki de iki hikâyeyi aynı anda 130 dakika boyunca takip etmek biraz yorucu olmuş olabilir benim açımdan.

Hikâyenin orijinalinde de olan Sherlock Holmes göndermeleri tüm seyirciyi ara ara da olsa güldürmeyi başardı. Bu göndermelerden sizlerin seyir keyfini kaçırmayacak şekilde bahsetmem gerekir diye düşünüyorum. Oyun boyunca Amanvermez Avni, o dönemlerde de popüler olan Sherlock Holmes ve diğer polisiye romanlardaki detektif karakterlere benzetilir. Osmanlı padişahı dahi bu yabancı karakterlerin yeni çıkan hikâyelerini takip eder ve Avni’yi de o karakterlerden biri olarak görür. Ana karakterimiz ise bu durumdan bir hayli bıkmıştır. Aslında bakınca Avni’nin hem benzediğini hem de bazı noktalarda ayrıştığını görürüz. Avni kılık değiştirir ama bunu diğer batılı dedektiflerden çok daha fazla yapar ve halkın içine daha çok karışır. Avni kendini sadece işini yapmaya çalışan bir polis memuru gibi görür, egosu yoktur ve çevresindekilerle dalga geçmez. Yardımcısı Arif, Dr. Watson’ın aksine aynı Avni gibi polistir. Ayrıca bir Türk tiyatro geleneği olan iki zıt karakterli oyun konsepti de Avni ve Arif karakterleriyle sunulmuştur. Bu ikili arasındaki ilişki bu açıdan diğer yabancı polisiyelerden ayrılmaktadır. Bence Avni’nin en önemli ayırıcı özelliği ise hata yapabiliyor olmasıdır. Bazen yanlış tahminler yapar, yanlış izlerin peşinden gider ve hatta yeri gelir başarılı bir şekilde kılık değiştirdiğini ve tanınmadığını zannettiği için ölümden bile döner. Bu ayrıntılara izlediğim ve okuduğum diğer polisiye hikâyelerde pek rastlamıyorum.

İstanbul Şehir Tiyatroları

Karakterlerin canlandırılması konusuna gelecek olursak komiser Avni, diğerlerinden iyi anlamda biraz daha ayrılıyor. Oyunda birçok farklı milletten karakter de görmek, aynı 1908 yılında İstanbul’da olduğu gibi, mümkün. Komedi unsuru olarak kullanılmada yetersiz kalındığını düşünsem de bu farklı milletten karakterler oyuna hareketlilik katıyor.

Son olarak, bence ortalamanın üstünde bir oyun. O filmlerde gördüğümüz polisiye-suç öğelerini, tiyatro sahnesinde izlerken eğlendiğimi söyleyebilirim. Tarlabaşı’nın ara sokaklarından Kız Kulesi açıklarına dönemin İstanbul’unda karanlık olayları çözmeye çalışan; mükemmelden ziyade bizim gibi, bizden biri olan Amanvermez Avni’nin maceraları inanıyorum ki sizi de içine çekecektir.

%d blogcu bunu beğendi: