9   +   8   =  

Hey sen. Şu an bu yazıyı okuyarak zamanını boşa geçirdiğinin farkında mısın? Her zaman yapacak daha önemli işlerin olmalı. Ya da sen bilirsin. Öğle tatilinin bitmesine 5 dakika kaldı. İstediğin gibi geçirebileceğin son 5 dakika. Yemeğini yediysen şanslısın ama hala aç hissediyorsan bu son 5 dakikayı, hayatını fabrikada geçiren işçilerin sıradan bir gününe yakından bakarak geçirebilirsin.

Japon Kuklası, 1973 yılında İtalyan yazar Dario Fo ve eşi Franca Rame tarafından kaleme alınmış, İtalya’daki bir fabrikanın işçilerinin trajikomik hikayesidir. Modern sistemin kölesi işçilerin çalışma hikayesi, fabrikanın ağır çalışma koşulları içinde iki parmağını ve performansını artırmak için fabrika tarafından dayatılan hapların etkisiyle akıl sağlığını kaybeden baş karakter Armida’nın gözünden, ‘’Ağlanacak halimize gülüyoruz.’’ sözünün hakkını vererek anlatılır.

Sahne 367’de izlediğim Japon Kuklası, Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezun sınıfı öğrencileri Beril Pozam, Burak Günaydın, Burçak Kaya, Ecem Aydın, Ege Kesmeci, Orkun Can İzan, Selim Galip, Turgay Korkmaz, Yağmur Uzunoğlu ve Yeliz Balım tarafından İlham Yazar’ın rejisiyle seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Dekor ve ışık tasarımını Yılmaz Ertekin, afiş tasarımını ise Ekmel Can Gökdal üstlenmiş.

Oyunun en etkileyici bulduğum yönü metin ve rejinin uyumu. Güncel ve muhtemelen yüzyıllarca da sürecek olan işçi işveren ilişkisi o kadar kıvrak zekayla anlatılmış ki didaktik yönünden çok işçilerle empati kurup bir anda kendinizi o fabrikanın içinde hissediyorsunuz. Sahnede oyuncuları saran tel kafes, oyun başlar başlamaz sizi de içine alıyor. Bunda tabii ki İlham Yazar’ın da katkısı çok büyük. Eğer bir Dario Fo oyununa gidecekseniz aşağı yukarı ne izleyeceğiniz hakkında fikir sahibisinizdir ve bu konular yıllarca işlendiği için az çok oyundan nasıl ayrılacağınızı tahmin edersiniz. Oyunları kimi daha çok benimser, kimi daha çok mesafeli yaklaşır. Ama Japon Kuklası’nda olanlara kayıtsız kalmanız mümkün değil. Armida’yla kendinizi özdeşleştirip bir yandan vah vah deyip bir yandan kahkahalarınızı dizginlemek zorunda kalmanız muhtemel.

Oyunda diğer etkileyici bulduğum şey ışık, müzik ve efektlerin uyumu ve zamanlaması. Bu kadar etkilenmemde, tahminimce; en önde, kafesin biraz ötesinde izlememin payı var. Bir salon kendimizi kaptırıp nefesimizi tutmuş müdürün akıbetini merak ediyoruz, bir anda olan oluyor aynı anda irkiliyoruz, aynı anda kahkahalar atıyoruz, aynı anda gözlerimiz doluyor. Müdürü soracak olursanız yerinde olmak istemezdim. Armida’yla yolda karşılaşsam eline sağlık demeden günüm iyi geçmez herhalde.

Oyunculuklar da beklediğim gibiydi. Göze batmayan oyunculuklarıyla uyum içindeydiler. Böyle bir fabrikanın işçileri nasıl olur diye düşündüğümde zihnimdekiyle birebir eşleşen karakterlere büründü hepsi. Çok emek harcadıkları performanslarından anlaşılıyordu. Ama doğal olarak Armida (Yağmur Uzunoğlu) bende ayrı yer etti. Performansı ayakta alkışlanasıydı. Bir diğer dikkat çeken oyuncuysa Müdür karakterini canlandıran Turgay Korkmaz’dı. Oyunculuğun aynı zamanda dayanıklılık işi olduğunu gösterdi. Fabrika işçilerinden Beril Pozam, Ecem Aydın, Ege Kesmeci ve hem fabrika işçisi hem doktorun eşi rolünü üstlenen Yeliz Balım, oynadıkları karakterlerle birebir özdeşleşmişler, tek bir açık vermediler. Armida’nın yerinde kim olsa onlara inanırdı. Diğer fabrika işçilerinden Orkun Can İzan’ın performasını da çok beğendim, çok güldüm. Keza Burçak Kaya ve hem işçi hem de doktoru canlandıran Burak Günaydın’ın da performansı kendini gösteriyordu. Patron’u canlandıran Selim Galip’in rolü ise oldukça şaşırtıcı ve güzel işlenmişti.

Dekor ve kostümler, oyuncularla uyum içinde ve pratikti. En sevdiğim tür. Sade ama etkili. Amaca uygun. Özellikle katlanan sandalyelerin duvara asılması çok güzel bir fikir. Al, topla istediğin turneye git. Her sahnede uygulanabilecek pratikte ve en önemlisi atmosferi çok iyi yansıtıyor. Oyunun bence en büyük başarısı tam da bu atmosferin yakalanması. Tüm ekibi çok tebrik ediyorum.

Aaa bu arada az kalsın unutuyordum. Aklınızdaki, nedir bu kukla meselesi, sorularını bilinçli bir şekilde cevaplamadım. Hikayeler, sürprizinin paylaşılmasını pek tercih etmezler. Bence siz gözlerinizle görün kuklayı. Belki Armida’ya öneriler sunmak istersiniz.

5 dakikamız doldu herhalde arkadan sesleniyorlar. Maalesef süremizin sonuna geldik. Bir sonraki yemek aranızda tekrar görüşmek dileğiyle.

%d blogcu bunu beğendi: