8   +   5   =  

Müzikalleri seviyorum. Bu sevgi 2012-2013 sezonunda izlediğim “Sidikli Kasabası Müzikali” ile başladı sanırım. Yaklaşık üç saat boyunca, bir saniye bile hareket durmadı. Resmen bitmesin istedim. Oyuncular iki saat sonra tekrar oynayacakları halde hala canlılardı (bu nasıl bir enerji 🙂 ). Neyse Gulyabani’ye gelelim biz. Bu da yaklaşık üç saat ve yine Ekşi Sözlük’ten yardım aldım gitmeden. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eseri. Cinli perili, batıl inançların sıkça yer aldığı bu müzikale günümüzden de bir şeyler katılmış (hip-hop dans). İyi bir müzikal, canlı orkestra, tam anlamıyla müzik şöleni yaşattı diyebiliriz. Arkadaşımın, sanki konsere geldik, demesi de buna güzel bir kanıt tabi. Bunların dışında dekor güzel, ışık ve ses efektleri yine yerinde. İtiraf edeyim, özel tiyatrolarda olsa 30-40 lira verilebilecek ve bunu hak eden bir oyun. İyi ki devlet tiyatrosu var tabii 🙂 Bu arada, oyunu izleyince şarkılar dilinize takılabilir ve birkaç gün kendinizi mırıldanırken yakalayabilirsiniz.

Bkz. Özüm doğru, sözüm doğru
Korkutma beni gözümün nuru 🙂

 

Yaşasın Tiyatro.

 

@Şeyda Gürbulak‘ a bu güzel yazı için teşekkür ederiz.

Tiyatro.co İçerik Ekibi.
%d blogcu bunu beğendi: