5   +   6   =  

Tiyatro Salt, sezona tek kişilik yeni oyunu İtirazım Var Masallara ile merhaba dedi. Oyunun yazarı Bahadır Yüksekşan, oyunda aynı zamanda yönetmenlik ve oyunculuk görevlerini de üstlenmiş durumda. Böylece oyunun neredeyse tek kişilik bir prodüksiyon olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

İtirazım Var Masallara; bizleri, çocukken heyecanla dinlediğimiz masalları tekrar düşünmeye, onları bu sefer başka bir gözle yeniden okumaya davet ediyor. Oyunun geçtiği mekan olan Masal Pavyonu’nda sahneye çıkan her masal kahramanı kendi şarkısını söyledikten sonra seyirciyi aynı soruyla baş başa bırakıyor: “Ya duyduğunuz şirin masallar acımasız gerçeğin üstünü örtmek için uydurulmuş hikayelerse?”. Bahadır Yüksekşan’ın oyunda canlandırdığı masal kahramanları varsayılanın aksine iyiliklerin, perilerin, büyülerin dünyasından değil, oyunda dile getirildiği şekliyle hayatın gerçeklerinden ve acılarından besleniyor. Oyuna hakim karamsar havaya bu acıların kaynaklık ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Geçmiş yıllara kıyasla; sözün, deyim yerindeyse, ışık hızında bir virüs gibi yayıldığı ve her şeyin her an eskidiği bugün, insanın hangi anlatıcıya güvenebileceği sorusu kolay kolay cevaplanamayacak nitelikte. Üstelik anlatıcılığın küçük ya da büyük, eninde sonunda bir iktidar alanı oluşturduğunu kabul edince oyunda anlatıcıya duyulan şüphe, biz basit insanların yersiz paranoyası olmaktan çıkıp hayatta kalmak için sahip olmamız gereken bir reflekse dönüşüyor. Binlerce yıl önce, ateş başında toplanan meraklı gözlere avını nasıl alt ettiğini anlatan avcıdan şüphe eden olmamıştı belki, ancak postmodern insanın basit bir anlatıdan bile bu ilkel keyfi alması artık ne yazık ki imkansız. Sadece hikayeyi anlatmanın ötesinde bir bakıştan bahsediyoruz son zamanlarda. Sonuç olarak bugün, hikayedense, onu kimin ve ne amaçla anlattığı daha önemli bir soru işareti haline gelmiş durumda.

Yine de, tüm bunların ötesinde şu soruya da cevap bulmak gerekir: Zaten bu kadar karanlığa gömülmüşken son kalan ışığı da karartmak ne kadar doğru? Sonuçta, masallara da inanmayacaksak…

 

%d blogcu bunu beğendi: