0   +   9   =  

Onur Aydın aracılığıyla.

📨 Yazara mail göndermek için tıklayın!

Yüksek teknoloji ve beraberinde gelen, istenilene en kısa yoldan ve en hızlı şekilde ulaşma şekli normalleşmeye başlamış durumda. Gelişen ve geliştikçe çeşitlenen teknoloji beraberinde etki alanını da aynı hızda genişletiyor. Bilinmeyene dair saniyeler içinde fikir edinilebildiği, iletişim biçimlerinin birkaç yıl öncesine kıyasla bile epey farklı olduğu, online ve çabuk alışverişlerin tercih edildiği, kısacası insanların minimum enerjiyle maksimuma ulaşma ütopyasının gerçeğe dönüşme evresindeyiz. Peki insanlar tüm bu maddesel şeylerin yanında, insanı insan yapan ruhu, düşünceleri, tutkuyu, müziği, hissetmeyi, sanatı ve tiyatroyu ne derece sahiplenir, korur ve yaşatır? Akla ilk gelen temel insani duyguların birbirini takip eden her kuşakta daha da zayıflaması gelecekte bu anlamda neler olabileceği konusunda insanı düşündürüyor. Teknolojinin insanlar için geliştirildiği düşünülse de, geliştikçe insanı merkezin dışına iten, insan emeğinin önemini hiçe sayan kapitalist sömürü sisteminin güncellenmiş yüzü bu. Fabrikalarda, toprakta, tarımda, okulda, şehirde, köyde vb. yerlerde  insan becerisi, emeği ve doğallığıyla üreten, geliştiren, dokunan, hisseden insanların mesleklerinin yerini günümüzde yüksek teknoloji ve onun ürünleri alır oldu. Bugünün ve yarının meslek dallarının işlerini makineler ve robotlar yapıyor, yapacak. Bu, birçok insanı yok edip tek bir koca vücutta sıkıştırmak gibi… Günümüz değerlerinin bu kadar maddeselleştiği bu zamanlarda baki kalabilecek insani değerler acaba hala mevcut mu? Yeni nesil gençlerin, çocukların, geçmiş dönem çocuklarının oyun dönemlerini sokakta kalabalık gruplar halinde birbirleriyle etkileşimle geçirdiği dönemin bitip,  bu dönemlerini evlerinde koltukta tek başlarına yaşamaları, birbirleriyle iletişimlerinin dokunmadan, görmeden incecik bir kablo ve kulaklıkla olduğu, kalabalık aile oturmalarının yok olduğu, herkesin odasına çekilip yaşadığı düzen insanlarının yoğruluşu geleceğe birbirinden pek farkı olmayan, tek tip robotlaşmış insan tipini yaratır hale getirebilir. Peki, yeni dünyanın yeni insanı yüzyıllardır var olan tiyatro sanatına bugün nasıl yaklaşıyor ve gelecekte nasıl yaklaşacak? Beklemeye tahammülü olmayan insan, tiyatro salonunda 3 perde 3 saat oyunu sıkılmadan keyifle izleyebilecek mi, hatta tiyatro salonuna gidecek mi? Geliştirilmiş ultra kaliteli görsel efektlerin olduğu bilgisayar oyunları ve konsol oyunlarla, akıl almaz sahneli filmleri izleyen günümüz dünyasının başta çocukları, gençleri yani tüm insanları  tiyatrodaki sadeliği, tiyatronun imkanları dahilinde üretilecek iddiayı veya normalliği, dekoru, ışıkları, sesleri, reji oyunlarını bu görkemli tekonolojinin yanında çekici, ilgiye değer bulabilecek mi?

Tiyatro sanatının Antik Yunan’da doğuş safhasına baktığımızda, tanrı Dionisos adına yapılan törenlerin, ritüellerin, oyunların halkın en temel sınıfında başladığını görürüz. Günümüzde de bu durumu köy seyirlik oyunlarıyla benzeştirebiliriz. Tiyatronun en temel eylemleri hala günümüzde köylerde  ritüeller halinde, hasat zamanı şenlikleri ve dini ayinler şeklinde tıpkı Yunan Ditirambos Şenlikleri örneği gibi devam etmektedir. Fakat mevcut düzende, köylerden şehirlere olan göçlerin artmasıyla, köylerde azalan insan sayısı beraberinde bu geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan temel tiyatro eylemlerinin bir örneği köy seyirlik oyunlarını acaba bitirir noktaya getirir mi?

Gelecek tamamen umutsuz değil. İnsanoğlu var olduğu müddetçe değiştirip ilerlemiş ve her ilerlediğinde de geçmişini yanında taşımaya ve yaşatmaya çalışmış. Var olan kuşağın bir önceki kuşağın kendisine, müziklerine, danslarına, sanatına  hayran olup özenmesi ve geçmişi yaşatma uğraşı  bunun bir örneğidir. Yani bu yeni dünyada bile insanlar tükettikleri yemekleri  organikleştirmeye, yaşam şekillerini doğaya yakın olana ayarlama eğiliminde. Yani dünya değişse de, özünü bir şekilde koruyan insanlar da hep var olacak. Bu insanlar tiyatrodaki salonun kalabalıklığını, insanların duygularıyla getirdiği o yoğun atmosferi, sahnedeki oyuncuların  enerjisini ve sahneyle bütün oluşlarını yakından görmeyi, o anı yaşamayı isteyeceklerdir. Gelişen teknoloji tiyatroya nüfuz edip dekoru , ışığı, sesi ve hatta oyunculukları etkileyecek olsa bile, tiyatronun temelindeki değerler tiyatro var oldukça baki kalacaktır.

İnsanla doğan tiyatro sanatı, insanla yaşayacaktır.

Tiyatro.co İçerik Ekibi

 

%d blogcu bunu beğendi: