Yakınlarda Plastik Kelimeler’e tesadüf ettim. Hayatımda izlediğim 2. sözsüz oyundu ve sözsüz bir oyun sözle nasıl anlatılır bilmiyor olsam da yazma cürretini göstereceğim.

Tiyatro deyince akla gelen imaj herkes için farklı da olsa tiyatronun alternatif bir biçimini ortaya koyan ve fiziksel tiyatro odağında işler yapan Yakin Tiyatro, son dönemde yaptığı atölye çalışmaları sonucunda Plastik Kelimeler oyununu oluşturmuş. Oyun öncesi ''Hiç mi söz yok?'' gafını yaparak güne imzamı atmış da olsam sonradan elime alıp okuduğum oyun tanıtım yazısı, aklımda bir biçim yarattı. Ne yapmak istediklerini anlayınca bedenin anlattığı şeyler kendi algımdan sıyrıldı belki, belki de onların yazdıklarıyla anlamaya çalıştım oyunu. Bu bakımdan oyuna boş ya da dolu girmeyi hür iradenizle siz tercih edin.

Oyunda kullanılan kostümler oldukça sadeydi. Işık, sadece onları görmemiz için kullanılmış olsa gerek ki oyunda ışık üzerine bir şey hatırlamıyorum. Sözsüz bir oyun ve uğraş verilmiş bir koreografi elbette müziksiz düşünülemezdi. Müzik için bir parantez açacağım ama ne güzel tesadüf, oyuna gitmeden birkaç gün önce okuldan bir arkadaşımla DJ’lik üzerine güzel bir sohbetimiz oldu. Aynı DJ’lerin anda iki sesi takip edip ikisinin de ritmini akılda tutup sonra da doğru anda diğer parçaya geçmek zorunda olduğunu ve bunun için 10 saniyesi olduğu söyledi. Çünkü daha fazlası olursa insanların temposu hemen değişir ve kaybolan enerji kolay kolay geri gelmezmiş. Plastik Kelimeler oyununda da canlı geçişler vardı ve birkaç yerde duygu geçişi müzikle mümkün kılınsa da ritmin koptuğu anlar oldu. Kalp atışı düzeyinde bir ritim beklentim elbette yok ama tek sesin çalan müzik olduğu bir yerde en çok hissedilen şey de geçiş anları.

Plastik Kelimeler’de tercih edilen müzikler bende merak uyandırdı ve oyun çıkışında Emre ile sohbet ederken ''Oyuna ait bir çalma listesi var mı?'' diye sordum. Olsa güzel olur diye düşündüm. Belki buradaki cümlelerden çok daha fazla şey anlatırlar ve insanlar oyuna gelirken daha çok hissederler diye hayal ettim. Söz çok şey anlatmaz ama müzik çok şey anlatır diyen Estas Tonne gibi düşünüyor ve ekliyorum, müzik çok şey anlatır ve müziğin anlattığı çok şey herkes için başka renkte, başka biçimdedir.

Oyunda anlamadığım çok şey oldu. Belki de çok sığ baktım ve şeklin somut manasını düşündüm. Yer yer somut anlam üzerine bariz şeyler görsek de anlatının içinde soyut kısımlar da vardı. Bence sözsüz oyunların çekici tarafı da bu. Ben soyut, somut ayrımında kaybolurken bir başkası estetik duruş için fikir geliştirebilir ya da alternatif anlamlara kafa yorabilir. Her seyirde yeni şeyler keşfetmek de buna dahil ve beni hiç yormayan bu oyuna yine tesadüf etmeyi düşünüyorum.

Oyun ne uzundu ne de kısa, bilmiyorum herkes farkında mı ama oyun aslında Plastik Kelimeler: Bir adını taşıyor ve dilerim yeni anlatıları ile aramızda olurlar. Plastik Kelimeler alternatif bir oyun olarak herkese hitap etmeyebilir ama tiyatroyu farklı bir biçimde deneyimlemek için bu oyun güzel bir fırsat olacaktır diye düşünüyorum. Bir şans verin hem kendinize hem de tiyatroya...

Oyuna göz atmak isterseniz diye linki iliştiriyorum.