1   +   4   =  
Fatih Dağdelen aracılığıyla

📨 Yazara mail göndermek için tıklayın!

Her insanın merkezinde olduğu sosyal bir çemberi vardır. Bu çember en yakınlarımızdan başlar ve dolaylı olarak hayatımıza temas eden insanlarla son bulur. Örneğin hayatımızı paylaştığımız biri ya da ailemiz merkeze en yakın çemberin içindedir. Sonra dostlarımız, sonra da sadece arkadaş dediklerimizle bu çember genişler. Herkes kendi merkezinden bakar dünyaya. Aynı zamanda yaşadığımız hayatla aramızda bir filtre görevi görür bu yakın çemberler. O filtrenin rengiyle görürüz dünyayı. Bazense çemberlerden birinin yakınında bir patlama olur. O patlama sonucunda açılan boşluklardan merkeze doğru gerçekler sızmaya başlar. Mutlusunuzdur belki ama o güne kadar…

Paole Genovese’nin Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için aday gösterilen, 2013 yapımı Muhteşem Yabancılar adlı filminden Kerem Pilavcı’nın tiyatroya uyarladığı “Mutluyduk Belki Bugüne Kadar”, TwoTwo Tiyatro ile birlikte seyirciyle ile buluştu. Ahmet Sami Özbudak’ın yönettiği oyundaki karakterlere Canan Atalay, Başak Kıvılcım Ertanoğlu, Gökçe Eyüboğlu, Giray Altınok, Faruk Barman, Fehmi Karaarslan ve Deniz Karaoğlu can veriyor.

Oyun orta-üst sınıfa mensup bir arkadaş grubunun güzel bir akşam yemeğinde buluştukları bir zaman diliminde geçiyor. Güzel dostlar, güzel bir akşam yemeğinde hoşça vakit geçirmek için toplanmışlar. Yeni evli bir çift, uzun zamandır evli bir psikolog, onun estetik cerrahı kocası ve Peppe. Bir de gelmesi beklenen ancak rahatsızlandığı için orada olamayan Peppe’nin arkadaşı. Aslında bu yemek Peppe’nin yeni arkadaşıyla tanışmak için düzenlenmiştir. Başta bu durum yadırgansa da mutludur herkes. Bir aradadırlar. Sonra bir oyun oymaya karar verirler. Belki de bu oyun çağımızın en tehlikeli oyunlarından biridir. “Sakın evde denemeyin.” denilebilecek türden bir oyun. Herkes telefonlarını masaya bırakacaktır. Gelen aramalar hoparlöre alınacak, gelen mesajlarsa masadaki herkese sesli olarak okunacaktır. Bu bile bizi rahatsız etmek için –fazlasıyla- yeterli bir giriş.

Oyun için 110 dakikalık bir modern zaman eleştirisi diyebiliriz. Modern zaman eleştirisi… Elbette gerçekler, zamanla hedef gösterdiği çarpık toplumun bayağı bir ifadesine dönüşen bu üç kelime kadar kolay dökülmez dilimizden. Zaten gerçeklerin değişmez huyudur, saklı bulundukları ağızlardan dökülmemek. Onlar genellikle “ortaya çıkarlar”. Günümüzde sanal iletişim araçları da yalnızca “iletişim aracı” olmak görevlerinin çok ilerisine geçti ve bizim gerçeklerimizi doldurduğumuz sır küplerimiz oldular. Kırılıp düşmeleri, tüm kirli çamaşırlarımızın ortalığa saçılmasıysa pamuk ipliğine bağlı. 31 Ağustos 2014 tarihinde yaşanan, The Frapping adı verilen ve birçok ünlü oyuncunun Icloud hesaplarının kolayca hacklenmesi ile sonuçlanan olay da bunun en net örneklerinden sadece birisi. Herkesin, sanal ya da gerçek, bir sosyal portresi vardır. Bu portrenin arka yüzünde ise göstermek istemedikleri, gerçek kişilikleri yatar. Gerçek olan her zaman tuvalin ardındadır. Bahsi edilen diğer hayatı gizlemek herkesin en doğal hakkı elbette. Görmeyen gözün gönlü her zaman katlanıyor bu duruma. Mutluyduk Belki Bugüne Kadar oyunu ise bu gerçekleri, anlattığı hikâye üzerinden, bizim yüzümüze vuruyor. Gönlümüzse hiç rahat değil… Oyunun ele aldığı bir diğer mesele de bizi biz yapan kimliğimizi, en yakın dostlarımızla dahi, ne kadar paylaşabildiğimiz.

Dostluk denildiğinde aklımıza üzüntünün, sevincin, iyi ve kötü günlerin, en önemlisi sırların merkeze yakın çemberimizdeki kişilerle paylaşılması gelir. Bu da onlarla aramızdaki iletişimle gerçekleşir. Oysa zamanımızda bu iletişimin araçları değişti. Daha doğrusu, doğrudan iletişim ortadan kalktı, araya iletişim araçları girdi. Fransız Yeni Dalgası’nın en etkili isimlerinden birisi olan ünlü yönetmen Jean Luc Godard, “Artık sadece iletişim araçları var, iletişimin kendisi yok.” derken belki de bu meseleyi işaret ediyordu. Bu yeni iletişimin, yine bu iletişim araçlarıyla bir çırpıda yerle bir olabileceğini ön görmüştü. Bu metni okuyup oyuna gideceklere ise küçük bir gözlem önerisinde bulunmak isterim. Zararsız ve eğlenceli bir oyun oynayacağız… Normal şartlar altında genellikle insanlar oyundan çıkar çıkmaz telefonlarını kontrol ederler. Salonun çıkışında telefon ekranlarına dalmış bir sürü seyirci görebilirsiniz. Ancak Mutluyduk Belki Bugüne Kadar oyunu sona erip herkes yavaş yavaş dışarı çıkmaya başladığında benim dikkatimi en çok çeken şey kimsenin telefonuna bakmaması oldu. En azından bu tehlikesiz gözlemi yapabilirsiniz. Eğer yakınlarda yansımanızı görebileceğiniz bir ayna ya da cam varsa ona da bakmayı ihmal etmeyin.

İşte Gözlem Yapabileceğiniz Seanslar…

28.12.2018 Cuma / 20:30

Toy İstanbul / İstanbul

 

04.01.2019 Cuma / 20:30

Sanat Mahal Sahnesi / Bursa

 

11.01.2019 Cuma / 20:30

Toy İstanbul / İstanbul

 

17.01.2019 Perşembe / 21:00

DasDas Sahne / İstanbul

 

25.01.2019 Cuma / 20:30

Toy İstanbul / İstanbul

 

20.03.2019 Çarşamba / 20:00

Hisar Okulları Kültür Merkezi / İstanbul

%d blogcu bunu beğendi: